Kayıtlar

                                                         BURUK BİR TEBESSÜM   Gökyüzündeki alev kızılına esir olmuştu gözlerim. Oldum olası severim sonbaharı, eylülü. Ölümle yaşamın gerçekliğini gözler önüne serer, boylu boyuna.  Başucumda salınan çınar ağacı, bugün daha bir mülayim, daha bir edalı dağıtıyor yapraklarını. Rüzgâr desen daha bir çelebi, daha bir naif.. Kızıldan kahverengiye, sarıdan yeşile ne ararsan var evrende. Yer sarı, gök kızıl… Kalbimin renginde savruluyor yorgun ruhum. Zembereği boşalmış düşüncelerim, zihnimi zorluyor tik taklarıyla. Elgin bir efkârla, bahçenin köşesindeki tahta sedire yayıldım, oturuyordum öylece. Çehreme garip bir hüzün konmuş, uykuyla, uyanıklık arasında gelgitlerle kı...
                                                             KÜL   Gece veda ederken, yerini uzun bir güne bırakmaya hazırlanıyordu. Semadaki Fecr-i   Kâzip, Fecr-i Sadık ile nöbet teslimine niyetteydi. Yine yalnızlığın nezaretinde araladı gözlerini. Yaşlılığın verdiği yorgunlukla bedenini yataktan zorlukla doğrulttu. İki büklüm sırtının ağrılarına da aldırış etmiyordu artık. Aklaşmış kalın kaşlarının altında, iki küçük çukurun içinde parlayan gözlerini kırpıştırarak, duvara dayanmış bastonunu eline aldı. Küçük adımlarla pencereye yanaştı. Gecenin son kırıntıları da ortadan kaybolmaya başlamıştı. Gökyüzü kızıl bir girdaba dönüşüyordu. Çetin bir kışın, nefes kesen ayazının soğuğundan, pencer...
Resim
ÖZ " Hayat ne garip; kimine kırık bir kalbin içinde sessiz bir nida, kimine bitmek bilmeyen tatlı bir rüya..." "Kaybettim güvenimi, sağanak sağanak yağan ihanet yağmurunda.." "Şüphe kokan dalda, güven çiçek açmaz.." "Hayatta iki şey bakış açısını tebdil eder; birincisi sahip olduklarını kaybetmek, ikincisi; beklenmedik ayrılıklara mahkum olmak.." "Gülen çehreler eşlik ederdi hoş sohbetli kırk yıllık hatırı olan kahvelere. Oysa şimdi ürkek bakışlar, birbirinden kaçışlar kaldı, kaçamak selamlaşmalarda.."                                        Dilek Eker Özyurt "              
                                                      İTİMAT Kalmadı içimde itimat Riyakâr yüzler Soğuk bakışlar Benliğim tarumar Ne   gökyüzünün maviliği Ne baharın tazeliği Avutur   beni Simsiyah   gecenin   karanlığı   kadar Kara   yürekli   insanlar Korkuyor, susuyor, dinliyorum Duyuyorum   yalnızlığımı Seher   vakti   doğan güneşle Bad-ı saba da   bir   çiğ tanesi   kadar Yalnızım Ve   gökyüzünün   kızıllığıyla Bulutların   arasında   kaybolan   umudum Güneşin   çölü kavurduğu kadar Yanıyor,ağlıyor Çocuk   yüreğim   Ve   güzel   hülyalara dalıyorum Papatyalar   gibi ...